Yaşlı kadın “Oğlum gene mi dayak yedin? “ dedi
Yanağındaki yarayı iyi etmek istercesine okşayarak.

“Gir içeri gir. Rahmetli deden görseydi ‘İki yumruk atamadın mı lan !’
deyip bir tokat geçirirdi .”

Fatih çok sevdiği ninesine sepeti verip bilmiş bir tavırla
“Ninem sen bir de onları görseydin. Ağzını yüzünü dağıttım valla hepsinin. “ dedi. Söylediğine kendisi de inanmayarak.
Ninesi gülümseyerek kafasını okşadı.

“ Anan da baban da sağ olsun ellerini hiç üstümüzden çekmediler. Ama şu çelimsiz bacaklarla nasıl onca yolu tepip geliyorsun. Hele şu çöp gibi kollarla nasıl taşıyorsun koca sepeti? Hiç aklım almıyor ! Yazın neyse de artık bundan sonra yollar daha çetin olucak. Haftada bir gel yeter oğlum. Her gün o kadar yol çekilir mi?” dedi.

Fatih çamurlu ayakkabılarını eşikte bırakıp içeri girdi. Burnunu tutarak “Nine hele şu camı aç . Her yer bok kokmuş. Koca nine gene altına kaçırdı herhalde. Ben kaldırayım sen temizle koca nineyi. Utanma koca nine. Öte tarafa bakarım ben. “dedi.
Ninesi “ Fatih sen ne merhametli bir çocuksun. Ne koca nineye kıyarsın ne bana. Ben senden razıyım Allah da senden razı olsun.” dedi.
Artık bir bebekten farksız olan koca ninenin altını temizlediler. Odayı havalandırdılar. Fatih’in getirdiği mütevazi yiyecekleri sanki ziyafet sofrasında oturur gibi yer sofrasında büyük bir keyifle yediler. Soba üstündeki çaydanlıkta sadece Fatih gelince demlenen çay fokurduyordu. Koca nine sedirde oturduğu yerde uyukluyor ama arada bir gözünü açıp anlaşılmaz bir şeyler mırıldanıp sonra uyuklamaya devam ediyordu. Onun bu hali ninesi ile Fatih’i çok eğlendiriyordu.

Fatih’e hiçbir yemek ninesinin evinde yediği kadar lezzetli gelmiyordu. Kendi köyünden ninesinin köyüne yürüyerek yolculukları yazın iki saat sürüyordu. Kışın ise hava koşullarına göre değişiyordu. Bayılıyordu ninesine gelmeye. Yol boyu gördüklerini en ince detayına kadar ninesine anlatırken canlandırmalar yapıyordu. Saksağan görmüşse onun gibi göğsünü kabartıp yürüyor, tilki yavruları görmüşse dört ayak koşarak taklit ediyordu. Yol boyu topladığı yemişler ve kır çiçeklerinden ninesine getiriyordu. Artık koca nineyi bırakıp da pek dışarı çıkmayan ninesinin dışardaki gözü, kulağı olmuştu. O gün de yer sofrasındaki tatlı muhabbete dalıp zamanın nasıl geçtiğini fark edemediler.
Birden korkunç bir gök gürültüsünün eşlik ettiği sağanak yağmur başladı. Evde olsa koşa koşa annesinin koynuna giren Fatih, burada hemen koşup dışardaki çamurlu ayakkabıları içeri aldı. Oda havalansın diye açık bırakılan arka kapıyı ve pencereyi kapadı. Gök gürültüsü vahşi bir hayvanın boğazlanırken attığı çığlıklar gibi kulakları tırmalıyordu. Fatih’e yağmurlu bir kurban bayram sabahı kesilen, çok sevdiği, alındığı günden beri ellleriyle beslediği koçun kurban edilirken hocanın davudi sesiyle okuduğu dualar ve gök gürültüsünün birbirine karışmış cehennem seslerini hatırlatırdı hep. O gün babası bıçağı bir kerede vurup koçu hemen kurban edememiş, zavallı hayvan adeta çığlık çığlığa can vermişti. Ogün bugündür gök gürültüsünden çok korkardı.

Dışardan içeriye yağmur girmesin diye her yeri kapadığından emin olup, ninesinin yamacına oturdu. Kısa bir süre daha devam edeceğini sandıkları yağmur bir türlü dinmek bilmiyordu. Kerpiç eve düşen her damla çatıyı gittikçe dolan havuz gibi taşıracak korkusuyla yaşlı kadın Fatih’e endişe ile baktı.

Fatih “ Korkma ninem korkma! Sen de korkma koca nine!” dedi. “EvvelAllah ben buradayım, ikinizi de korurum!” dedi.
Yaşlı kadın torunun yüzündeki kararlığı görünce hayretler içinde kaldı. Oysa Fatih’in gök gürültüsü korkusunu bilmeyen yoktu. Her şimşek de yerinden zıplar, kulaklarını elleriyle kapar. Sesleri duymamak için bağıra çağıra istiklal marşı söylerken öne arkaya sallanırdı.
“Korma! Sönmez bu şafak…….”

Hatta bir keresinde dersteyken başlayan sağanak gök gürültülerine karışınca bütün arkadaşları onun bu haline şahit olmuş günlerce dalga geçmişlerdi.
Fatih “ Korkma sönmez bu şafak….” diye mırıldanırken bu sefer ne öne ne arkaya sallanıyor ne de kulaklarını da elleriyle kapıyordu.
Onun şu an için tek endişesi annesiydi.

“Bizim köyde yağmur yağmıyorsa , anam şu saat oldu Fatih niye gelmedi diye korkmuştur. Korkma anam korkma!”

Leave a Reply

[mc4wp_form id="449"]